KENDİNE AŞIK NERGİSLER

KENDİNE AŞIK NERGİS GÖRSEL

Derin bir mutsuzluk içinde yalnızlaşıyoruz. Kendine âşık, sürekli haklı olduğunu düşünen, kendinden başkasını önemsemeyen bencil ruh hallerimiz her geçen gün biraz daha mutsuzlaştırıyor bizi. Kimi kapitalist düzenin sonucu diyor, kimi Freud yen bakış açısıyla açıklıyor, kimi de savunma mekanizmalarımıza yüklüyor kabahati. Birçok sebep bulabiliyoruz aslında. Bu ego savaşları aklıma kendine âşık nergis çiçeklerinin hikâyesini getirdi.Zeus ve Hera, cinsel eylemden kadının mı yoksa erkeğin mi daha çok zevk aldığına dair yaptıkları tartışmada birbirlerini ikna edemeyince bunu bilebilecek tek kişi olan Tiresias’ın hakemliğine başvururlar. Tiresias hem erkek hem de dişi olarak yaşamıştır. Tiresias’ın tercihi kadınlardan yana olur. Bu yanıt üzerine öfkelenen Zeus Tiresias’ı kör eder ancak Hera, bu cezayı telâfi etmek için Tiresias’ın gönül gözünü açar ve ona kehanet becerisi bahşeder. Hikâyemizin kahramanı olan Narkisos, annesi Liriope’nin ırmak tanrısı Sefisus’un tecavüzüne uğramasının ardından doğar. Muhteşem bir güzelliğe sahiptir ve bu öyle bir güzelliktir ki, haset dolu dedikoducular Tiresias’a gelip böyle güzel bir yaratığın uzun bir süre yaşayıp yaşayamayacağını sorarlar. Tiresias gizemli bir yanıt verir: “Uzun yaşabilir, kendini tanımazsa şayet!”

Narkisos büyümüş; yakışıklı, herkesi kendine âşık eden, yürekler yakan bir delikanlı olup çıkmıştır. Sayısız aşığı olan peri Ekho, Narkisos’a âşık olmuştur. Ancak Narkisos Ekho’nun aşkına karşılık vermez. Ekho acılar çekerek bu aşk ile kahrolur ve ölür. Bu kırdığı ilk kalp değildir Narkisos’un, daha evvel de ona âşık pek çok periyi reddetmiştir. Bunun üzerine tanrılar, Narkisos’un cezalandırılmasına karar verirler. Avdan dönen Narkisos susayıp duru bir pınara eğilir ve suda yüzünü görür. Yansımanın kendine ait olduğunu fark eder ve kendi görüntüsüne hayran kalır. Narkisos ilk kez suretini görmüştür ve daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve suyun kenarında sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür. İtalyan ressam Caravaggio, 16.yy’ın sonunda resmettiği Narcissus adlı eserinde işte bu kendine âşık nergis çiçeğinin hikâyesini anlatır.

Ego ile olan savaştan galip çıkamadığımız ölçüde yalnızlaşıyoruz. Kontrolü elimizde tutma isteği, her koşulda haklı çıkma dürtüsünü de beraberinde getiriyor. Bu dürtü de doğal olarak “ben” i öne çıkarıyor. Oysa ” ben”den vazgeçmek sadece aşkla mümkün… Aşk tüm kuralları bozar, bilinenleri unutturur, bencilliği yenilgiye uğratır. Bunun için önce hayran bakışımızı çevirmeliyiz suretimizden. Ruhumuzu ve kalbimizi açmalıyız korkusuzca. Cisim değil ruhtur bizi kurtaracak olan.

Unutmayalım Tiresias’ın kehanetini; uzun yaşamak istiyorsak âşık olmayalım kendimize.

Yazan: Meltem Çelik

Bir Cevap Yazın