Yazarlarımın mektupları

 

YAZARLARIMIN MEKTUPLARI GÖRSEL

“Gitmekten yılmayacağım. Kentlere gitmek, kocalara gitmek, geri dönmek, ülkelere gitmek, tımarhaneye gitmek, gene gitmek, hiçbir şey yıldırmayacak beni. Yaşamı “gitmek” olarak algılıyorum”

                                                                                                                                                               Tezer Özlü

Okumak başlı başına bir serüven… Sonunun nereye çıkacağını bilmediğimiz bir yolculukta nefes nefese kat ettiğimiz yol. Yazarlarımızın kurguladığı maceranın ortasında yer almak. Bu maceranın içinde olmak çoğu zaman benim gibilere yetmez, daha fazlasını bulmak isteriz o satırlarda.

Okumaya devam…

BOŞ SAYFA…

sihirli-kelimeler görsel

Beyaz, boş bir sayfaya bakıyorum. Hayatımın pek çok yerinde karşıma çıkan çaresizliğim artık daha bir güçlenmiş, büyümüş. Nasıl da bakıyor bana boş sayfadan! Gülüyor. “Yazamazsın” diyor. “Sen cümlelerini kaybettin” diyor. Kaybettiğim cümlelerimi düşünüyorum. “Onlar kaybolmadı. Hepsi içimde” diyorum. Yuttuğum her bir cümleyi içimdeki ormanda gezdiriyorum. Bazen karanlık yollarda kayboluyorlar. Bir serçe ürkekliğiyle yürüyorlar. Sert kayalara çarpıyorlar. Gövdesi kabuk kabuk yarılan dev ağaçların arasından geçiyorlar. Korkuyorlar. Okumaya devam…

SICAK KÜLLERİ KALDI

SICAK KÜLLERİ KALDI GÖRSEL

“Bir yazar en iyi bildiğini mi yazmalı?” Sorusunun cevabını arayıp duruyorum. En iyi bilinenin anlatılması kolay olduğu gibi, yaşanan duyguların okuyucuya geçmesi de bir o kadar kolay olabiliyor. Bu bazıları için yazarlıkta kolaycılığa kaçma bazıları için ise doğal bir durum. Ben bunun doğal olduğunu düşünenlerdenim. Okumaya devam…

HİÇBİR YER’E DÖNÜŞ

HİÇBİR YERE DÖNÜŞ GÖRSEL

“Hepimiz kediler gibi sonunda kokumuzun olduğu yere dönüyoruz.” Ya da bir başka deyişle “dönüp dolaşıp kürkçü dükkânına geliyoruz.” Dönülecek bir yerimizin olması duygusuyla gidiyoruz. Oysa geri döndüğümüzde, gittiğimiz yer ne kadar bizim kalıyor? Biz gittiğimizde belki o da bizden gidiyor. Okumaya devam…

ERGUVAN KAPISI

erguvan_kapisi GÖRSEL

Kitabı elime aldığımda ilk düşündüğüm ne kadar kalın bir kitap olduğu ve nasıl bitireceğimdi. Sıkıldığım anda kitabı bir kenara bırakmak isterim. Bir şeyleri yarım bırakma duygusu ruhuma ağır gelse de, içim sıkılarak bir kitaba devam etmenin zaman kaybı olduğuna inanırım. Bundan belki de ilk anda kitabın kalınlığından ürkmem. Okumaya devam…

KÜRK MANTOLU MADONNA

KÜRK MANTOLU MADONNA GÖRSEL

Az önce bitti Kürk Mantolu Madonnam. Onu da diğer okuduğum kitapların yanına koydum. Ama öyle sıradan değil, daha bir özenle… Üst üste değil, onların yanında ama biraz ayrı bir yere yerleştirdim. Diğerleri ile aynı olmasını istemedim. Bana yaşattığı tüm duygular ile o kadar farklı bir kitap ki… Okumaya devam…

YENİ DÜNYA

yeni dünya görsel

Duru ve sıcak anlatımı ile bugün Sabahattin Ali çalışıyorum. Aslında itiraf etmeliyim ki, sıkıldığım her kitaptan sonra koşarak Sabahattin Ali öykülerini okuyorum. “Yeni Dünya” kitap stoklarımın içinde kalan Sabahattin Ali’nin son öykü kitabı… Okumaya devam…

DEĞİRMEN

değirmen görsel

Aşkı anlatmak için süslü püslü cümlelere, kocaman kocaman anlatımlara ihtiyaç var mı? Cümlelerin abartısı mı okuyucuyu büyüleyen yoksa anlatılmak istenenin en saf haliyle ortaya konulması mı eşsiz olan? Dün izlediğim televizyon programında yazar, okuyucunun abartılı ve derin anlamlar taşıyan cümlelerden hoşlandığını söylüyordu. Bu tarz cümleler evet belki ilk başta okuyucuyu etkiliyor olabilir fakat küçücük fikirlerin kocaman kelimeler ile anlatıldığını gördüğünüzde kendinizi kandırılmış hissediyorsunuz. Yalın anlatımın lezzetini de Sabahattin Ali gibi kalemini abartıdan uzak kullanan yazarları okudukça daha iyi anlıyorum. Okumaya devam…

AYLAK ADAM

AYLAK ADAM GÖRSEL

Karanlığın çökmesini bekliyorum. Aslında karanlığı değil seni bekliyorum. Başımı uzatıp sonsuz karanlığa doğru bakıyorum. Seni görememekten korkuyorum. İşte oradasın! Siyahların içinde yine parlıyorsun. Oradan, uzaktan da olsa bana bakıyorsun. Anlatacak çok şey var, dinliyor musun? Okumaya devam…