ÖZGÜRLÜK DEDİKLERİ…

Özgürlük dedikleri görsel

Ne kadar özgürüm? Soru “ne kadar” değil, “özgür müyüm ?” olmalı aslında. Bir şeyin miktarsal olarak ifade edilmesi için önce varlığı sorgulanmalı. Belki de doğru soru “özgürlük nedir?”. Önce tanımını yapabilmeliyim ki sonra onun varlığından bahsedeyim, varlığını kabul ediyorsam da miktarı üzerinde kafa yorabileyim.

Okumaya devam…

KARANLIĞIN AYNASINDA

karanlığın aynasında

Çocukluktan kalma bir alışkanlıkla pastanın en güzel tarafını, şöyle bol meyveli olan kısmını, hep sona saklarım. Son yudum en iyisi olmalı. Ağzımda en son yediğim o en güzel tat kalmalı. Bir nedeni olmadan sona sakladığım romanlardan biriydi “Karanlığın Aynasında”. İyi ki öyle yapmışım. “Karanlığın Aynasında” pastamın en güzel tarafı…

Okumaya devam…

BENİM ŞAİRLERİM

 

İKİNCİ YENİ

Her şiir, şairinin gönlünden kalemine düştüğü için güzeldir muhakkak. Ancak ikinci yeni akımının şiirleri başka bir tad bırakır okurunda. Deneyen bilir, dörtlük, hece ve vezinle uğraşmayıp, dizeleri biçimsiz de anlamlaştırabilen şairlerin akımıdır Ikinci yeni…

Okumaya devam…

AŞK VE TESLİMİYET

the kiss

The Kiss (Lovers)/ (Öpücük)| Gustav Klimt (1907-08)

Sembolizmin öncülerinden Gustav Klimt, “The Kiss” isimli eserinde aşkın, zaman ve mekân üzerindeki gücünü vurguluyor. Uçurumun kenarında gözleri kapalı kızıl saçlı bir kadının, vücudundaki dirence rağmen yüzündeki huzur dolu ifade ile erkeğe teslimiyeti ve erkeğin kararlı, erk dolu hâkimiyeti dudaklarımızda engel olunamayan bir tebessüm oluşturuyor.

Okumaya devam…

HOŞ GELDİN MURAT GÜLSOY!

mg

Uyku ile uyanıklık arasında kısa bir gezintiye çıktım. Gözlerimi kapattığım anda sesim canlanıyor bulanık olan görüntüler sanki netleşiyor. Misafirlerim geliyor bu kısa gezintide yanıma. Bir sohbettir gidiyor. Sonra birden açıp gözlerimi, yattığım yerden kalkıp başlıyorum yazmaya. Kulağıma cümleler hep ben araftayken fısıldanıyor.

Okumaya devam…

PASLI ÇİVİLERİM

paslı çiviler görsel

Yine bölünmeye başladı uykularım. Açıp gözlerimi boş boş bakıyorum odamdaki karanlığa. Karanlık içinde görmeye çalışıyorum sanki uykumu bölenleri. Dönüp duruyorum yatağımda sabahın ilk ışıklarına kadar. Ben döndükçe dönüyor yatağımda, odamda.

Okumaya devam…

MURAT GÜLSOY’LA EDEBİYAT ÜZERİNE

Bizce kitap’ın “Merhaba” dediği Ağustos ayında, ilk yazarımız Murat Gülsoy. Yazarımız ile edebiyat üzerine kısa bir sohbet gerçekleştirdik. 

Edebiyat eserleri değerlendirilirken pek çok ölçütten bahsediliyor net bir çerçeve çizilemiyor. Konulan ölçütlerin hepsini içinde barındırmayan bir eser de iyi bir edebiyat eseri olarak anılabiliyor çoğu zaman. İyi bir edebiyat eseri nasıl olmalı sizce?

Okumaya devam…

EL SALLA

El salla görsel

Yürüyorsun sessiz sakin. Ağır adımlar ile ilerlediğini düşünüyorsun. Kolundaki saate bakıp iç çekiyorsun. Sesler duyuyorsun. Ne söylediği belli olmayan bir sürü insanın çıkardığı gürültünün içinde sıkışıp kalıyorsun. Kaçmak istiyorsun kaçamıyorsun. Sesini o gürültüye katıyorsun.

Okumaya devam…

BELLEĞİN AZMİ ( ERİYEN SAATLER)

bizce_sanat

La persistencia de la memoria (1931) adıyla da bilinen Belleğin Azmi (Eriyen Saatler)

Düşlerimiz var. Başını hatırlayıp sonunu getiremediğimiz, gördüklerimizin içinde kaybolup gittiğimiz, hayatla, akılla anlamlandırmaya çalıştığımız ancak bu anlamlardan asla emin olamadığımız düşler. Bazen bir an evvel uyanmak isteriz, bazen de hiç uyanmamak.

Okumaya devam…

SEVGİLİNİN GECİKEN ÖLÜMÜ

sevgilinin-geciken-olumu

Sevgilinin ölümü beklenirken nasıl bir sevgiden bahsedilir? Üstelik beklenen ölüm gecikiyor, bir türlü gelmiyor. Gözler saatte, pencere önünde yolu gözlenen fakat gelmeyen, gelemeyen misafirler gibi. Yolu gözlenen, gelmesi beklenen… Bir sevgili için ölüm’ün yolu gözlenir mi? Ölüm gelsin ve o sevgiliyi alıp götürsün istenir mi? Murat Gülsoy’un “Sevgilinin Geciken Ölümü” romanına başlamadan önce sadece bunları düşünüyordum.

Okumaya devam…