MUTFAK ÇIKMAZI

MUTFAK ÇIKMAZI GÖRSEL

İlyas Divitoğlu… Kasabanın en soylu ailelerinden olan Yargıtay üyesinin torunu ve kasabanın tek umudu…

İlyas’ın zamanla saplantıya dönüşen tutkusunu anlatıyor Tahsin Yücel Mutfak Çıkmazında. Öyle bir tutku ki bu, zamanla her şeyden vazgeçiyor İlyas. Birbirinden güzel yemekler yapma tutkusu sevgilisini, ailesini, okulunu ve yargıç olma hayalini ona unutturuyor. Yaşamının tek anlamı yemek oluyor.

Okumaya devam…

SONUNCU

untitled

Bir şeyi istemek hem de çok istemek… Sahip olunan her şeyi bu uğurda feda etmek… Evet, doğru kelime bu “feda”. Tutkuların peşinde koşarken değersiz olanların bir bir gözden çıkartılmasından da öte bir durumdur söz konusu olan. Gözü kapalı korunacak olanlar göz kırpmadan harcanabilir tutkular uğruna. Hedefe kilitlenen bir silah gibi yürünür tutkuların yolunda. Sağlıklı bulunmaz bir şeyi çok isteme hali genellikle. Anlatmaya kalkıldığında içeride o yanıp duran ateşi, değişiverir bakışlar birden. Ya inceden bir alay yerleşir yüzlere ya da acıyarak bakıp dururlar sana. Hasta olarak görülebilinir kolaylıkla tutkularının peşinde olanlar. Belki de gerçekten bir hastalıktır saran ruhları da bedenleri de. Kim bilebilir ki?

Okumaya devam…

YALAN

YALAN görsel

“Önce yazı vardı ve dil yazıdan doğdu”. Bu mümkün olabilir miydi? Tüm ezberlerimizin bozulması anlamına gelirdi yazının dilden önce var olduğunun kabulü. Tahsin Yücel’in “Yalan” ı bu kuramın ortaya atılması ile başlıyordu. Romanın kendisi kadar ortaya attığı kuram da kafamı karıştırmaya yetmişti. Okumaya devam…

GUERNİCA KİMİN ESERİ?

GUERNİCA GÖRSEL

Yıl 1937. İspanya da kanlı bir iç savaş devam etmektedir. İspanya’nın başında Francisco Franco vardır. Franco, Hitler’e İspanya’nın kuzeyinde bir köy olan Guernica’da yeni silahlarını deneme izni verir. Ve Hitler bu fırsatı kaçırmaz, Guernica’yı yerle bir eder. O dönemde Fransa’da olan İspanyol ressam Pablo Picasso anıt boyutunda bir resim ile bu katliamı resmetmişir. Picasso, Franco iktidarda olduğu sürece eserin İspanya’ya götürülmesini yasaklamıştır.

Okumaya devam…

PEYGAMBERİN SON BEŞ GÜNÜ

peygamberinson5gunu

“Ne okuduğun nasıl yazacağını belirler.” Bu ustamın bana ilk öğüdüydü. Yazarlarım ile tanışmalarım bu öğüt sonrasında olmuştu. Sabahattin Ali, Leyla Erbil, Sevgi Soysal, Tezer Özlü, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan ve Tahsin Yücel birer birer girdiler hayatıma. Ustalarım oldular. Aç gözlülükle okudum tüm yazdıklarını. Çoklukla da kıskandım onları. Duru ve mükemmel anlatımı ile Tahsin Yücel her yazdığıyla beni kendisine hayran bırakan yazarlarımdan. Kusursuzca inşa edilen bir bina gibi romanları. O kusursuzlardan biri de “Peygamberin son beş günü”.

Okumaya devam…

GÖKDELEN

GÖKDELEN GÖRSEL

“Adalette özelleşecek elbet, onunda patronları olacak.” cümlesi ile “Yalan” da karşılaşmıştım. Kitapta altını çizdiğim pek çok cümleden biriydi. Bu cümle “Yalan” da havada kalmıştı. Altını çizmeme rağmen bir türlü bir yere yerleştiremiyordum kafamda cümleyi. O an bu kuram ile Tahsin Yücel’in bir sonra okuyacağım kitabında karşılaşacağımı düşünmemiştim.

Okumaya devam…

KUMRU İLE KUMRU

KUMRU İLE KUMRU GÖRSEL
Son günlerde kafam çok karışık… Okuduğum her kitap kafamı iyice karıştırıyor gibi. Ivır zıvır kitapları bir kenara koyduğum günden beri şahane kitaplar okuyorum. O kitaplar ile her şeyi daha fazla sorgular oldum. Sorgulamalarım çoğu zaman kendime dair. Şahane kitaplar ile şahane hayallere dalamıyorum nedense. Aksine daldığım hayallerden beni çekip çıkartıyor gibiler.

Okumaya devam…

BIYIK SÖYLENCESİ

Bıyık söylencesi GÖRSEL

Aslında bu akşam hiç niyetim yoktu yazmaya. Düşüncelerimi karıştırmak istemiyordum. İçimde biraz heyecan, biraz sevinç, bolca da tedirginlik… Kurup duruyorum kafamda olanları. Bir öyle diyorum bir böyle. Sonra sıkılıp hepsinden, vazgeçiyorum “aman be sende!” diyorum. Zamanı geçirme derdindeyim. Ama geçmiyor. Kalbim pırpır edip duruyor. Yazmazsam gece gündüze kavuşmayacak sanki.

Okumaya devam…